Çin Ekonomisi

Çin ekonomisi ile ilgili, bol sayılı yüzdeli müzdeli ders kitabına benzer kuru kitap çok. Ama, Çin’i ekonomi alanında zirveye taşıyan anlayışa/kişilere daha yakından bakanı yok.

  • Türkiye’nin İslamcı “düşün(eme)me sorunu patinajı”ndan kurtulması yakın, geleceğe hazırlık şart…
  • Birleşmiş Milletler verilerine göre 2030’da Dünya nüfusunun üçte ikisi Asya’da yaşıyor olacak ve Hindistan’ın nüfusu da 2025’de Çin’in nüfusunu geçecek. Çin, devlet (ÇKP) kontrollü bir kapitalist ekonomi, ama ekonominin önemli firmaları devletin ve ekonomideki devlet payı %35…
  • Çin’de devlete ait büyük firmaların sayısı 100 kadar, bunlar Bankalar, Hava yolları, Demir yolu, Enerji ve Telekomünikasyon gibi kalemler. Devletin 100.000 kadar da küçük firması var ve bunlar tüm ülkede faaliyet gösteriyorlar. Devlet firmalarını denetleyen güçlü bir kurul var…
  • Çin’de ekonominin kontrolü son tahlilde devletin elinde olduğundan, rekabet söz konusu olduğunda devlet daima Çin firmalarını koruyor kolluyor. Mesela yabancı bir firmanın patent işi yılan hikayesine dönerken, Çin firmasınınki anında hallediliyor. Devlet trendleri yönlendiriyor..
  • Mesela “Made in China etiketi ucuz ve kalitesiz ürün demektir” önyargısını kırmak için Çin devleti bir plan yapmış ve bu plan Türkiye’deki gibi kuru laf ve seçim malzemesinin ötesinde detaylı bir ekonomi/teknik planı içeriyor. 2025’de bu imajdan kurtuluş hedefleniyor…
  • Çin Halk Cumhuriyeti’nin yüzüncü kuruluş yılı 2049’da, kötü “Made in China” imajı aşılmakla kalmayıp, dünyada en kaliteli ürünleri üreten ülke olunacak… Böyle hedefler koyan devlet, bütün Çin firmalarını o istikamette yönlendirebileceği aparatlara sahip…
  • Çin’in desteklediği konular: Robot geliştirilmesi ve üretimi, kişiye özel biyolojik tıp ve Hardware konusunda (halen Batı bu konuda üstün) atılımlar… Çin’de, (hem devlet firmalarında hem de özel firmalarda) iki CEO kuşağı yaşıyor ve bunlar birbirlerinden farklılar…
  • 1977’de Deng’in reformları ile birlikte 1980’lerden itibaren firma yöneticisi olan “iş” adamları, ilk kuşağı oluşturuyorlar. Bunlar, “Kültür Devrimi” çılgınlığıyla ülkenin insan sermayesinin nasıl harcandığını görmüş yaşamış (veya bilen) birinci kuşağı oluğturuyorlar…
  • Çin’in 1977 öncesi Mao dönemini iyi bilen 1. CEO kuşağına, “Lenovo”yu kuran Liu Chuanzhi ve “Huawei”yi kuran Ren Zhengfei’yi sayabiliriz. Bu kuşağın muhafazakar olması beklenir ama pek de öyle değiller. Mesela Huawei’de CEO her altı ayda bir, çalışanların oyuyla seçiliyor…
  • Birinci kuşak Çin CEO’larının -Batıda (ve Türkiye’de) anlaşıldığı anlamda “ökönomi” eğitimi yok, yani Dünya piyasasını falan da el yordamıyla öğrenmişler. Çok çetin ve çalışkan tipler, ama bir sonraki kuşağa göre daha temkinliler… 2. CEO kuşağı, 2000’li yıllar kuşağı…
  • İkinci CEO kuşağı, Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olması ve bazı uluslararası normları kabul etmesinin verdiği garanti ile doğdu… İkinci kuşağın en tanınmış CEO’larından ikisi, “Alibaba”nın kurucusu Jack Ma ve “Baidu”nun kurucusu Robin Li. (Batılı adı kullanıyorlar)
  • İkinci kuşak Çin CEO’ları, daha çok liberalleşmeden yanalar (zaten o fikrin daha sağlam bir güvenceye kavuştuğu atmosferde doğdular). Bu insanlar sözün tam anlamıyla “büyük düşünen” (bu konuda cearetlendirilen, enternasyonal alanda Dünya piyasasında risk de alan bir çevre…
  • Günümüzde Çin, sosyalizm-mosyalizm falan takmadan, ekonomisini yönetenlere, bildiğiniz (Batı usulü) “İşletme” ve “Asyalı Manegerlik” gibi (Kongfuzi öğretisine yaslanan) işletmecilik öğretiliyor… Batılı “iş” adamlarına göre ilginç üstünlükleri var…
  • İkinci kuşak CEO’ların yönetiminde “Yeterince iyi” bir ürün üretilebiliyorsa, bunu Apple falan gibi beklemeyip hemen piyasaya sürüyorlar. Batı’daki gibi standart yönetim tekniklerine bağlı kalmayıp deneyler yapıyorlar ve bu arada devasa devlet desteğine güveniyorlar…
  • Çin devleti, sadece teknik konularda topyekün ilerlemeyi ve bu konuda Dünyanın öncüsü olmayı hedeflemiyor (Batı’da böyle hedefleri tek tek bazı firmalar koyuyorlar, ama devletlerin bu tip plan ve “proğram”ları yok), aynı zamanda global kültürü de Çinlileştirmeyi hedefliyor…
  • Anadolu gibi bir yer, bin yıl önce, ortak dil olarak Türkçe gibi Japonca ve Korece ile akraba bir dili benimsemişse, Çince (veya) Hintçe’nin globalleşmeye engel teşkil edeceğini söylemek zor. Nihayetinde Çinli minikler ilkokulda bir yılda Çince yazmayı öğreniyorlar!..
  • Çin, artık kültür ve sanat alanına gözle görülür ölçüde eğiliyor. Sanat ve Dizayn özendiriliyor. Bu konu, Çin’in “ucuz üretim merkezi” kötü imajının aşılması ile birlikte ele alınıyor ve 2017’de ilk dizayner kuşağı mezun oldu. Bunlar çok önemseniyorlar…

Yazar; Selçuk Salih Caydı

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları |