Cezaevi’nde Kötü Muamele, Çifte Standart ve Mağduriyetler! (2)

Önce açığa alındım. Sonra bir akşam vakti evime polisler geldi ve gözaltına alındım. Suçumun ne oldugunu bilmeden 10 gün elllerim kelepçeli olarak Kocaeli KOM şubede 4 kişilik gözaltı hücresinde 8 kişi ile beraber kaldik.

  • Gözaltında kalırken sadece Wc ihtiyacı için ellerimizdeki kelepçeleri çıkarıyorlardı. Tabi bunun için polisleri ikna etmek gerekiyordu. Canları ne zaman isterse o zaman wc izni veriyorlardı. Polisler üç vardiya halinde başımızda nöbet tutuyordu. Bir grup daha insafliydi
  • Diğer iki grup ise bize düşman gibi davranıyordu. Namazları ellerimiz kelepçeli kılıyor, gece yatarken de ellerimiz kelepçeli yatıyorduk. Yemekleri yerken zorlaniyorduk ama zamanla ona da alıştık.
  • Gözaltında kalırken ciddi işkenceler gördük. 15 Temmuz sonrası ilk gözaltına alınan kişilerden olduğum için işkenceyi hem fiziken hem de psikolojik olarak yaşadım.
  • Baro avukatları gelmeden üç kere polis sorgusu geçirdik. Önce dövdüler sonra iyi kötü polis oynadılar. En sonunda barodan avukat gelince de ifademizi aldılar.
  • Gördüğümüz işkenceler yüzünden namazları oturarak kılmak zorunda kaldık. Günün değişik vakitlerinde polisler ismimizi okuyordu. ismi okunan arkadaşın arkasından dualar ediyorduk. Biliyorduk ki dövecekler.
  • Kimi arkadaşlara, burada yazamayacagım şekilde işkenceler yaptıklarını yüreğim sızlayarak şahit oldum . Polis müdürleri içip içip geliyor. istediklerini alamayınca insanlık onurunu ayaklar altına alacak işkenceler yapıyordu.
  • Vücudumuzda oluşan darp izlerini gelen doktorlara göstermek istiyorduk ama onları da bir şekilde sindirmislerdi. Uzaktan bize bakıyor, birşey görünmüyor diye raporları polislerin istedikleri gibi yazıyorlardi.
  • Baro avukatları ağız birliği etmiş gibi hepimize itirafçı olmamızı, aksi takdirde müebbet hapis cezası alacağımızı söyleyerek işkencenin başka bir boyutunu sergiliyorlardı.
  • Kocaeli barosu resmen hepimizi terörist gibi görüyordu. Neyi itiraf edecektik hala anlamış değilim.
  • Kimi arkadaşın eşlerini bile gözaltına almışlardı. Sırf kocaları istedikleri ifadeyi versin diye. Hatta eşinin gözü önünde kocasına işkence bile etmişlerdi.
  • Hayatımda kalbimin bir guvercin gibi çarptığını ve yattığım tahtada ses çıkardığına gözaltında olduğum bu sürede şahit oldum. Tek endişem ailem ve sevdiklerimdi.
  • Gece geç saatlerde polisler sırf moralimizi bozmak için geliyor . Oturdukları yerde yüksek sesle ‘bunlar terörist, bunlar vatan haini , akıllarını kiraya vermiş..’ gibi konuşmaları sesli yaparak resmen bize psikolojik baskı uyguluyorlardı.
  • Elllerimiz kelepçeli olarak mahkemeye gittik. Mahkeme olacağımız ama kadar ellerimiz kelepçeli kaldı. Artık bileklerimiz morarmaya başlamıştı. Ayrıca uyku düzenimiz bozulmuş. Tahta ve beton üzerinde yatmaktan yanlarımız morarmisti.
  • Sulh Ceza Hakiminin karşısına sırayla çıktık. Ama öncesinde sırayla kameraların önünden elllerimiz kelepçeli olarak vatan haini gibi geçirildik. O anı unutmak mümkün değil.
  • Hakim usülen mahkeme yaptı. Önüne konan bilgi notlarinda kimin tutuklanıp kimin serbest bırakılacağı yazıyordu.
  • Pek umutlu değildim. Beş dakika içinde tutuklandim ve Kandıra Cezaevine götürüldüm. Cezaevinde ellerimizdeki kelepçeleri çıkarınca çok mutlu olmuştuk. Nihayet rahat rahat pantolonlarimizi çekecek, üstümüzü degiştirecektik.
  • Cezaevinde kaldığımız koğuş 10 kişilik idi. Ama biz 25 kişi kalmaya başladık. Koğuş iki katkı idi. üst katta yerler yataklarla kapanmıştı. Balık istifi gibi sıralanmıştık. iki yatakta üç kişi yatıyorduk. Tahliye olduğum güne kadar da tek başına yatakta yatamadım.
  • Koğuşta herkes namaz kılıyordu. Sabah namazı en sıkıntılı dönemdi. Çünkü 25 kişi tek tuvaleti kullanıyorduk. Sıra gelmesi için bazen yarım saat bekliyorduk.
  • Cezaevinde normal tutuklulara verilen haklar bize verilmemişti. Ne spor yapabiliyoduk ne de kültürel faaliyetlere katılıyorduk
  • Cezaevi günleri başlı başına bir roman. Gözaltına alındıktan sonra ilk çayı cezaevinde içmistik . Hayatımın en tatlı çaylarindan biriydi. Tutukluyduk ama hepimizin içinde bir inşirah vardı. Mazlum safında yer almanın gururu herkesin çehresinde okunuyordu.
  • Bir imtihan süreci yaşıyorduk. Gerek biz içeride gerek sevdiklerimiz dışarıda.. Aillelerimizle ilk görüştüğümüz gün unutulmaz anlardı. Yaşlı insanların çölde yavrusunu arar gibi kabinlere koşmalarını anlatmak çok zor . Küçük çocukların camlara sarılmak istemesi..
  • Annelerin çocuklarına sarılmak için camlari öpmesi.. hele bayram günlerinin içimize getirdiği hüzün..
  • Ramazan ayı muhteşem geçmişti. Okunan hatimlerin, gözyaşlarıyla eda edilen namazların tarifini etmek mümkün değil..

Yazacak çok şey var . Ara ara yazmaya çalışacağım. Amacım sadece tarihe not düşmek..

Bu Konu, cihangirkartal @cihangirkartal1 

Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar
mutlakaoku.com | #Bilgiseli | #Flood | © 2016 | Tanıtım Yazıları |