Bu paylaştıklarım duymadık demeyin diye! (‘Umurunuzda mı?’)

OHAL KHK’sı ile tasfiye edilmiş bir deniz subayıyım. Ecdadımızın bizlere en büyük emanetlerinden olan şanlı Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu’nu dereceyle bitirdim. University of Michigan’da master ve Deniz Harp Akademisi’nde kurmay subaylık eğitimimi tamamladım.

  • Ülkemizde maalesef hakettiği değeri göremeyen ve bir kenara atılan; çalışkan, özgür ve hür düşünceli; akademisyen, sanatçı, gazeteci, devlet çalışanı ve sair zümresine dahil oldum.
  • 24 saatimi beraber geçirdiğim sosyal çevreme ve mesai arkadaşlarıma, çocukluğumdan beri sürekli yanımda olan ve ellerinde büyüdüğüm aile fertlerime ve akrabalarıma bir kere dahi danışılmadan tasfiye edildim.
  • Peki kim benim karakterim ve yaşantım hakkında karar veriyor dersiniz?
  • 2016 yılının başlarında bir şehit cenazesinde karşılaştığım sözde sınıf arkadaşım, “sen yıllardır sosyal ortamlarda müzik yapıyorsun, yiyorsun, içiyorsun; malum süreçlerde nasıl başına bir iş gelmedi” dediğinde, neden böyle bir değerlendirme yaptığına anlam verememiştim?!
  • Başıma bu haller gelmeye başladığında, kulaklarımda o günkü FİŞLEME sesleri çınlamaya başladı.
  • İnsanları yıllarca ‘bu bizden değilse ve konumu itibariyle bize engelse yaşatmayacağız’ zihniyetiyle fişlemişler!! Akıl almaz bir orta çağ mantalitesi, kokuşmuş oryantal kural tanımazlığı..
  • Velhasıl, Mustafa Kemal’in de mezun olduğu Harp Akademileri’nde öğrenim görebilmek için gece gündüz çalıştım; ve aynı okullu olmaktan gurur duyarak, göğsümü gere gere okudum. Fakat ne bir diploma ne de bir sertifika vermeden okulu lağvettiler!
  • Ben o okulda ömrümün 2 senesini yoğun bir mesaiyle geçirdim ve aldığım dersleri gösteren bir sertifika bile yok! Bunu dünyada kime nasıl anlatabilirsiniz?..
  • Açığa alındık diye, lojmanda oturmamıza rağmen, lojman giriş kartlarımız toplatıldı. Göreve devam edenlere, açığa alınan ya da ihraç edilenlerle görüşülmemesi hakkında emirler verildi. Artık adına ne derseniz; ötekileştirme, dışlama, insan onuruna aykırı muamele…
  • Anayasa ve AİHS’de geçen o kadar çok hak ihlaline maruz kaldık ki; adil yargılanma hakkı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı, ifade özgürlüğü, özel hayata ve aile hayatına saygı ve daha nicesi…
  • Hukuk mücadelesi vermedik mi? Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi, AİHM… Sonuç? Hepsi yetkisiz, ancak taa 14 ay sonra kurulabilecek olan OHAL Komisyonu yetkili… ve ona devrediyorlar. Onun kuruluş amacı da bu zaten. Süreci uzatmak, insanları süründürmek..
  • Ha bu arada zaten yargılamaya ne hacet, 2 gün sonra polis kapınızda.. İçeri giren niye girdiğini bilmiyor, aylarca yatıp çıkana niye bırakıldığına dair bir açıklama yapılmıyor,, burası neeevyork ameeerika 🙂 sonra oturup ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
  • Evet, mesleğimden ihraç olmama sebep oldular; aynı kadere eşimi ve bu süreçte dünyaya gelen kızımı da maruz bıraktılar.
  • Ne kızımın dünyaya gelişi ve 1 yaşına kadar yaşadıkları, ne de maruz kaldığımız insanlık ve çağ dışı mahrumiyetler burada satırlara sığacak kadar neşeli değil.
  • Bunun şahsi bir mesele olduğunu düşünecek kadar saf değilim. Menfaatleri için kendilerinden olmayan ve hukuksuz emellerine engel teşkil eden başarılı insanlara zulmü reva gördüler.
  • OHAL KHK’larıyla terörist ilan edilen 130 bin kişi. Bunların yaklaşık 35 bini devletin verdiği yetkiyle silah taşıyan asker ve polis. Bunlardan bir tanesi de ben.
  • Düşünün ki 2 tane terörist havaalanında veya başkentin göbeğinde bir bomba patlatıp 10’larca 100’lerce kişinin ölmesine sebep olabiliyor.
  • Ama bellerinde şahsi silahları dahi olan 35 bin hepsi “terörist?” asker ve polis, suç isnat edildi diye kendi ayaklarıyla ‘sözde adalete’ teslim oluyor, ya da hukukun guguk olduğu bir dönemde baskıdan kurtulmak için çare arıyor. Sonuç, burnu kanayan bile yok.
  • Böylesine temel bir mantaliteyi bile beynine oturtamamış; yapılanları göre göre sesini çıkarmayanlar ve suça ortak olanlar!

Görmedik, duymadık bilmiyoruz diyerek kurtulabilecek misiniz? – Hayır. Umurunuzda mı? – Hayır. Gerçekleri siz mi ortaya çıkarıp geleceği ikame edeceksiniz? – Hayır. Bu paylaştıklarım duymadık demeyin diye!..

Biraz izanı olana da tavsiyem; körü körüne hukuksuzluklara ortak olmayın, adalet bir gün tecelli edecek. Sosyal yaşamın ve insaniyetin gereği olarak da; haksızlığa maruz kalmış her kesime sahip çıkın. Yoksa toplum olmaya dair elinizdeki bütün değerler bir gün yitecek..

Bu Konu, Bahadir Yucekaya @sendemuzikyap Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Güncelleme: 6 Ağustos 2018 — 22:42

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir