Anne Sevgisi

Bir blog yazısı paylaşıyorum sizinle, yazanı tanımasam da sanki en yakın arkadaşımmış gibi hissettim. Lütfen okuyun. Kaç dk sürer okumanız bilmem ama, benim gibi tekrar tekrar okuma evresine gelmeniz yakındır: KIYMET / FLOOD “10 yıl önce bu zamanlardı. Dışarda…

  • Dışarıda bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Hastaydım… Çocukken ne zaman hasta olsam canım hep muz isterdi, böyle de tuhaf bir çocukluk… “Anne muuuuuuz” diye seslendim anneme. Annem de evde muz kalmadığını gidip alabileceğini söyledi ve gitti…
  • ve geldiğinde ise üstü sırılsıklamdı. Aslında çok üzülmüştüm bu görüntüye ama muz için daha çok sevinmiştim sanırım. O zaman annemin yaptığının ne kadar büyük bir şey olduğunu anlamamıştım. Üstünden yıllar geçse de aynı senaryo tekrarlandığında aklıma hiç annemin bu davranışı gelmezdi.
  • Şimdilerde ise aklımdan hiç çıkmıyor, sırılsıklam olsa da yüzündeki çocuğu için yapmış olduğu yüce davranışın vermiş olduğu mutlulukla yorulmuşluğun karışımı ifade gözümün önünden gitmiyor.
  • Günlük rutinimizde buna benzer birçok olaya şahit olsak da, bize hep küçük ve önemsiz şeyler gibi gelir. Oysa o rutinin artık eskisi gibi olamayacağını bildiğinde, o ufacık güzelliklerin, fedakarlıkların ne kadar kıymetli ve özel olduğunu anlıyorsunuz.
  • İnsanoğlu özgür iradesiyle kötüyü reddedip ve iyiyi seçerek mükemmeli elde edebilir. Bu sebeptendir ki; bizler üstün varlıklarız. Hayatımızın büyük bir kısmında ise bunun kibrine kapılarak iyiyi değil kötüyü seçiyoruz.
  • En başta kendimize, sonra çevremize ve sahip olduğumuz imkanlara nankörlük ediyoruz. Bu yüzden sahip olduklarımızın değerini kaybettikten sonra anlıyoruz.
  • Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.” (Kur’an-ı Kerim, 29/57) Bu ayeti okuduğunda canı sıkılan kazmalar olsa da gerçek bu; bir gün hepimiz öleceğiz. Bunu kabullenince insan kendisine ve yakınlarına standart bir hayat hayal ediyor.
  • Okuruz, evleniriz, çocuklar, torunlar sonra da yaşlanır ölürüz. Ama bu her zaman böyle olmuyor. Hiç aklına gelmeyen şey bir anda başına geliyor. Tv’de “Kansere yenik düştü…” gibi haberleri görüyordum ama aldırmıyordum. Bir gün böyle bir sonun başıma geleceğini hiç düşünmezdim.
  • Kanser, özetle hücrelerin dış etkenler ile kontrolsüz bölünmesidir. Bu etkenlerden bir tanesi güneş ışıkları. “Malign melanom”, cildimize rengini veren melanin hücrelerinin zararlı güneş ışınlarına fazla maruz kalmasıyla meydana gelen bir çeşit cilt kanseridir.
  • Açık tenli bütün insanlar bu hastalık için büyük risk altındadır. Bu sebeple bu konuda bilinçlenmeliyiz. Aşağıdaki kısa filmde ana hatlarıyla hastalığa yönelik bilgiler verilmektedir:
  • 5 dakikanızı ayırın da izleyin, moda yarışmasındaki “Sanane benim boyumdan” videosu olsa saatlerce izlersiniz tekrar tekrar:

  • Annem açık tenli bir kadındı. Malign melanom için risk grubundaydı. Hastalıkla tanıştığında 46 yaşındaydı, 4 sene dayanabildi.
  • Malign Melanom en hızlı ilerleyen 3 kanser türünden biri. İstatistiklere göre bir Malign Melanom hastasının maksimum yaşam süresi 5 yıl. (Ben annemi 4.yılı dolduğunda kaybettim) Bu ne demek biliyor musunuz?
  • Karşınızda acı çeken en sevdiğinizin en fazla 5 sene sonra öleceğini bilmek demek. Ben bunu hastalığın 2.senesi dolduktan sonra öğrendim. “Annemin 3 senesi kaldı… Annemin 2 senesi kaldı” diye düşünerek yaşadım. Şimdi oturun ve 1 dakikalığına da olsa düşünün:
  • En sevdiğiniz insan kim onu düşünün. O’nun 2 sene sonra öleceğini bilerek yaşadığınızı düşünün. Düşünün işte… 5 ay önce bana öyle bir soru soruldu ki insanın hayatında duyabileceği en ağır sorudur bu: “Oğlum, ölüyor muyum ben?”
  • Etrafındaki her şey dolaylı bir şekilde sana onu hatırlatıyor. Telefonda annesiyle konuşan, sağda solda annesiyle anısını paylaşan insanlar gördüğünde içine bir öküz oturuyor. Çünkü benim annem öldü…
  • Bazı şeyler vardır, varlığında çok sıradan bir şeymiş gibi gelse de yokluğunda her şeyinizi yitirmiş gibi hissettiren. İşte ben o basit patates kızartmasını özlüyorum. Yarım yamalak ütülenmiş gömlekleri, t-shirtleri özlüyorum. Anne sen otur ben yaparım demeyi özlüyorum.
  • Bu kadar sıradan şeylerin kıymetini anlıyorum. Bugün 24.09.2014 / 21:00, ve ben hala o hastane odasındayım…”  Not: Bazı kısımları kestim, tüm yazıya linkten ulaşabilirsiniz. https://t.co/2YzGRNac6o

Yazar; Cygnus

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x