Gezi Ruhu

Her insanın vücudu, her 7 yılda içinde son hücresine kadar yenileniyor, ama onu kendi kılmaya devam eden şey, Ruhu. Gezi’nin başladığı 31 Mayıs günü İstiklal Caddesi’ndeki bir Cafe’de “Devrim” konulu bir yazı yazıyor, kendi kendime, “bu konu da ner’den çıktı şimdi” diyordum… >>

  • Oturduğum camın önünden önce gençler sonra gazmaskeli polisler geçince, önce şaşırdım, sonra gaz bulutu ile kaplanan İstiklal Caddesini ilk kez boş -evet boş- haliyle gördüm ve yazıyı neden yazdığımı anladım! Gezi’yi ilk gününden itibaren bir ‘Ruh’ olarak anladım, halâ da öyle…
  • Ruh, bazıları için belki değişmezdir (tabii “hangi Ruh” olduğu konusuyla ilgili bir tartışmanın lüzumu yok şimdi) ama yaşadığımız sürece taşıdığımız Ruh DA değişir, bunu bir tür “özgün evrim” gibi anlayabiliriz. Her Ruh gibi Gezi Ruhu da bir evrim geçirdi ama aynen yaşıyor…
  • Gezi o kadar öyle yaşıyor ki, o dönemde yürüyüşlere katılan, çadırlarda sabahlayan, parklarda halk toplantılarına katılan onüç milyon insanın çok büyük bir çoğunluğu yaşıyor, değişti ve onlarla birlikte Gezi Ruhu da değişti ve bu değişim güzel bir olgunlaşmaya işaret ediyor…
  • Gezi, İslamcılığın en güçlü olduğu zamanda kendiliğinden ortaya çıktı ve “Lâyikler hımbıldır, bir ne istersek yaparız, iki sızlanır, herşeyi kabul ederler” gibisinden güllü lokum yumuşaklığındaki rahat fikriyat, fena halde şaşaladı, İslamcılık da oradan itibaren düşüşe geçti…
  • Gezi, ‘Yeni Türkiye’nin membağı olarak, ‘Eski Türkiye’nin son karikatürü İslamcılık ve onunla didişmek modundan bi tık yukarı çıkamayan eski tip “lâyık” Muhalefet normlarını ve kültürcü/kimlikçi dandik entel muhabbetlerini bitirmek startını da resmen veren yeniliğin adı…
  • Gezi, ‘Eski Türkiye’nin son karikatürü İslamcılığın en güçlü zamanında ortaya çıktığında esasen bir RED hareketi idi… ‘Reddiye’, ‘Yeni’nin oluşumunda daima ilk aşamadır ve öznesi, gene reddettiği şey olduğundan, kısa sürmeli ve ‘Yeniyi Evetleme/Olumlama’ aşamasına geçmelidir…
  • ‘Evetleme/Olumlama’ aşaması, reddettiği şeye karşı “düzeyli” bir kayıtsızlık içerir ve esas olarak Yeni’ye odaklanır… Gezi ne bir parti ne de bir “Hareket” oldu, ama kutuplaşmaya karşı giderek daha net, evrensel değerleri ve demokrasiyi esas alan ortak bilinç haline geldi…
  • Gezi Ruhu’nu bazıları “pasif” falan bulabilir (Gezi’den önce de “Gençler pasif, bunlardan bi halt olmaz” diyen küflü Sol Sağ veya Aşağı Yukarı entelleri hatırlayalım!) Ama yaşayan Gezi Ruhunun ne İslamcılar ne de ağzı laf, kalemi yazı yapan konuşan kafalar umrunda…
  • Gezi Ruhu’nun günümüzdeki şekli şemali, Kadayıf kökenli İslamcılığın sonrasında Türkiye’de istisnasız herkesin, -TC kimliği taşıyan herkesin- fırsat eşitliği ve yasalar önünde gerçekten eşitliğini esas alan 21. Yüzyıl tipi seküler bir demokrasi temelinde genişliyor…
  • Gezi Ruhu’nun bugünkü halinde mesela Ulusalcılık bileşeninin artık olmadığını, 20. Yüzyıl tipi eski tip laikliğe mesafeli, Batıya karşı da daha dikkatli olduğunu ama Rusya ve Çin’e karşı uzun mesafe tutup BAĞIMSIZ, özgür Dünyanın organik bir parçası olduğu görülüyor…
  • Gezi Ruhu, 2013’de de belirttiğim gibi “her yerde”, zira o, ‘Yeni Türkiye’nin (2012’de gelişini yazdığım) Ruhu. İlk çocukluk döneminde gördüğümüz üzere çok sevimli, barışçı, insana/hayvana/doğaya saygılı sevgili, muzip ve yaratıcı… Ve Çocukken neyse, özünde hep o kalacak… <<

Yazar; Selçuk Salih Caydı

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x