Bu Ülkede Namuslular ve Namussuzlar vardır

2016 yılının başları. Ağustos ayında yurt dışı görevi sona erecek olan bir silah arkadaşımız izinli olarak gittiği Türkiye’de, beyaz eşya ve mobilya alıyor, parasını peşin vererek. Ağustos’ta Türkiye’deki görev yeri belli olunca vereceği adrese gönderilecek eşyalar.

  • Siyasi görüşleri bizi ilgilendirmez ama beyaz eşyacı CHP’li, mobilyacı muhafazakar yaşam tarzına sahip; tahmin edeceğiniz gibi AKP’li.
  • 15 Temmuz’dan sonra başlayan cadı avında bu silah arkadaşımız da savunma hakkı tanınmadan, ifadesi bile alınmadan ihraç edildi. Türkiye’ye dönme, eşinin yıllardır istediği yeni eşyalarla ev kurma hayalleri de suya düştü.
  • Beyaz eşyacıya lisan-ı münasiple siparişi iptal etmek istediğini anlattı. Adam gibi adam olan bu esnaf “Yaşananlar ne sizin ne benim suçum. Sizi mağdur edemem. Şu an nakit sıkıntım var. Toparlayınca paranızı iade edeceğim” dedi ve kısa bir süre içinde de söylediği gibi yaptı.
  • Mobilyacı ise önce nakit sıkıntısını ileri sürdü, profilindeki lüks spor arabalı fotoğrafına rağmen. Sonra “yönetim kurulu kararı gerektiğini” söyledi. Sonra “durumunuzu incelememiz lazım” dedi, ona ne vazifeyse… en sonunda yekden “Vermiyorum lan paranı da mobilyanı da” dedi.
  • Gözaltındayız, daha önce detaylı anlattığım spor salonunda. Geniş çaplı bir HDP/DBP operasyonu yapılıyor yurt çapında. Gece yarısı 15-20 kişi getirildi salona. Kimi milletvekili adayı, kimi genel merkezin çaycısı, şoförü.

  • İçlerinde nefes darlığı, uyku apnesi sıkıntısı olan da var; yıllarca kaldığı cezaevlerinde gördüğü işkenceler nedeniyle sakat kalan da. Genç bir çocuk var, PKK şehir yapılanmasından. Bandırma’da 2-3 yıl hapis yatmış; ciddi bir kısmını da hücrede. Her gün işkence görmüş.
  • Geçmiş olsun deyip tanışıyoruz amiralimle birlikte. 1 haftadır dışarıdan haberimiz yok; bizi “update” ediyorlar. Biz yakalanınca çağ atlamış ülkemiz. Yeni geliştirilen uzay roketi başarıyla test edilmiş. Şimdi aya köprü yapacaklarmış. Sevinçten birbirimize sarılıyoruz.
  • Amiralim derya-deniz. Washington ataşeliği yapmış, ABD yönetim sistemini çok iyi biliyor. Avantajlarını-dezavantajlarını, Türkiye’ye uygun olup olmadığını anlatıyor. HDP’li arkadaşlar “Komutanım sizi milletvekili yapalım” diyorlar. Gülüyoruz.
  • Avukatları sık sık görüşmeye geliyor. Gözaltı şartlarının kötülüğünü, insanlık dışı muameleyi, cezaevinden çıkartılıp getirilen, savcının her gün gelip tehdit ettiği arkadaşın durumunu avukatlarına anlatmışlar. Çıktıktan sonra da bu konuları takip edeceklerini söylüyorlar.
  • Cezaevinde yan odada IŞİD üyesi olmakla suçlanan bir avukat vardı, çıktı. Odada kalan arkadaşlarına haber ulaştırmış, “avukatlığını yapmak istiyorum” diye. “Sağolsun” dedim, “ama zaten tüm terör örgütleriyle ilişkilerim deşifre olmuş. IŞİD bağlantım bari gizli kalsın.”
  • Hastane seferlerimden birinde hastane nezaretinde bir ağır abinin yanına koydular. Usulünce elimi göğsümün üzerine koyup selamladım. Yargıtay yerel mahkemenin kararını bozmuş, ama hakim tahliye vermiyormuş. En son avukatına “ne kadar istiyorsa ver artık, lanet olsun” demiş.
  • Avukatı, Adliyeye verilen bir emirden söz etmiş. Bizim durumumuzdakiler için “İddianameyi geciktirin, duruşmayı erteleyin; ne yaparsanız yapın ama içeride tutabildiğiniz kadar tutun” demiş bazı çıyanlar. Ay köprüsü tamamlanmadan çıkarsak sabote etmemizden korkuyor olmalılar.
  • Tanıştığım, bu birbirinden çok farklı dünyalardan insanların hepsi de, biraz konuştuktan sonra “Sizden terörist olmaz” dedi. Rahatladım. İddia makamı o kadar ciddiydi ki az kalsın ben de inanacaktım terörist olduğuma.
  • Ve her meşrepten, her örgütten adamla tanıştığım, güldürürken düşündüren bu süreçte anladım ki, “bu ülkede sağcı-solcu, ilerici gerici yokmuş; namuslular ve namussuzlar varmış sadece.” Ve biz namuslular, tahmin edemeyeceğimiz kadar kalabalıkmışız.

Yazar; Cafer Topkaya

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Yorumları Göster
mutlakaoku.com |
0
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Yaz Mutlaka Okunsun...x