Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

İşgal, Direniş, Kurtuluş; Cumhuriyet Gazetesi (“1’inci Bölüm”)

Evet dostlar kamuoyu son 2 gündür Cumhuriyet Gazetesi’nde yaşanan gelişmeleri ve yönetim değişikliğini konulurken, yeni yönetimin göreve başlaması ile birlikte gazetede başlayan “yaprak dökümü” tartışmaları da beraberinde getirdi.

  • Açıkçası BAB-I ALİ TARİHİMİZİN “Cumhuriyet Vak’ası” olayına pek de hakim olmayanlar bu toz duman arasında, kim gazeteden niye gidiyor,yeni gelenler kimler neler,Türk basının köklü çınarında neler oluyor çok da anlamlandıramadılar…
  • Ve pek çok kişi birbirine “Cumhuriyet’te neler oluyor?” diye sormaya başladı… Cumhuriyet Gazetesi’nde yaşanan gerek Vakıf Yönetimi gerekse Yayın Kurulu değişikliği sonrasında biz de şu paylaşımı yapmıştık… “”Cumhuriyet Gazetesi’nde “işgal sona erdi”…Sıra Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki işgali bitirmekte…İşgalciler geldikleri gibi gidecekler…Partimizi de kurtaracağız…”””
  • İşte o gün bugün ne tartışmalar duruldu, ne konu tam anlaşıldı.İşin aslına bakarsanız pek çok çevre Cumhuriyet Gazetesi’nde yaşananları yüzeysel bir “ekipler çatışması” bir “güç mücadelesi” olarak görmekte…
  • Peki işin aslı öyle mi? Yoksa mazisi çok daha eskiye uzanan bir derin mücadelenin sonucu mu bugün Cumhuriyet Gazetesi’nde yaşananlar? Şimdi koltuklarınıza kurulun,arkanıza yaslanın ve bu mücadelenin perde arkasını okumaya başlayın…
  •  Cumhuriyet Gazetesi’nde yaşanan gelişmeler aslında çok uzun bir mücadele sürecinin “2.dalgasının” sonucundaki iz düşümüdür.Bugün yaşanan gelişmeleri anlamak ve yerine oturtmak için öncelikle “1.dalgayı” bilmek gerekir ve pek tabii “Neden Cumhuriyet Gazetesi?” sorusunun cevabını.

O nedenle sizlerle filmi biraz gerilere 1981 yılına saracağız…Ve “Mücadele nasıl başladı” anlatmaya başlayacağız…

  • TARİH…1981; Türk basınının en köklü gazetesi olan Cumhuriyet’te bir “Yönetim değişikliği” söylentisi, gazete koridorlarında kulaktan kulağa fısıldanmaktadır… Ama konuşulanlar “dedikodudan” ibaret değildir ve bu kısa süre sonra anlaşılacaktır…
  • İttihat ve Terakki’nin ünlü “3’lü TRİOSU”ndaki 3 isimden birisi olan Cemal Paşa’nın torunu Hasan Cemal,1973’te Cumhuriyet Gazetesi’nden içeri adımını atmıştır… Bundan sadece 6 sene sonra ise 1979’da Hasan Cemal artık Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi’dir…
  • Hasan Cemal,12 Mart muhtırası öncesi Doğan Avcıoğlu’nun YÖN ve DEVRİM DERGİLERİ’nde çalışmış, Muhsin Batur’cu 9 Mart cuntasının baş destekçilerinden olmuştur…
  • Ancak Hasan Cemal, tarih yaprakları 1981’i gösterdiğinde yine bir askeri darbe döneminde,artık Cumhuriyet’in Genel Yayın Müdürü olmuştur.Cumhuriyet Gazetesinde bu muhteşem ve hızlı yükseliş ile 8 sene içerisinde gazetenin zirvesine çıkan Hasan Cemal biraz değişmeye başlamıştır.
  • 1980 öncesinin o hızlı “solcusu”,DEVRİM ve YÖN DERGİLERİ’ndeki ateşli sol söylem savunucusu “ORDU-GENÇLİK ELELE” sloganlarının muharrirlerinden Hasan Cemal’de giderek bir “demokratlık” (!) ve liberalleşme kendisini göstermeye başlamıştı…
  • 1981 yılı sonu itibariyle Hasan Cemal ile “Abisi” İlhan Selçuk artık yavaş yavaş karşı gelmeye başlamışlardır… Hasan Cemal, Cumhuriyet’in katı Kemalist,sol çizgiden, daha “liberal sol” olarak adlandırılabilecek bir çizgide yayın yapmasını savunmaktadır…
  • Hasan Cemal’in gazeteyi böylesi bir çizgiye oturtması önünde ise İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu ikilisi adeta göğüslerini siper etmiş Kemalist-sol bir yayın politikasından taviz verilmemesi noktasında 1980’lerin ortası itibariyle gazetede kıran kırana bir mücadele başlamıştır…
  • Hasan Cemal artık 1980 öncesi savunduğu devrimci çizgisini tamamen terk etmiştir… Bir süre sonra İlhan Selçuk ve Uğur Mumcu ekibi ile ipler tamamen kopacaktır…
  • Ve bir süre sonra İlhan Selçuk-Uğur Mumcu gazeteden istifa ederler… Hasan Cemal’in ise bir PİRUS ZAFERİ kazandığını anlaması çok da uzun sürmeyecektir.Cumhuriyet adeta “çakılır”…
  • Cumhuriyet’in “kimliği ve ruhunu” okuyan kitlesi Mumcu-Selçuk ekibi ile “ruhun gittiğinin” farkındadır ve buna tepkisini en sert biçimde göstermiştir.Cumhuriyet Gazetesi o döneme kadar ki tarihinin en ağır tiraj kaybını yaşar…
  • Bu tiraj kaybı sonrasında Hasan Cemal istifa edecektir…Uğur Mumcu-İlhan Selçuk ikilisi ise “Yuvalarına” geri döneceklerdir…
  • Ve 1992 itibariyle artık Cumhuriyet Gazetesi’nin yönetimi artık İlhan Selçuk’tadır ve “1.dalga” SAĞ/LİBERAL SALDIRI Cumhuriyet Gazetesi dinamikleri ile savuşturulmuştur…
  • Ancak İlhan Selçuk’un önünde çok çetin geçecek yıllar vardır… Özellikle 2. ve büyük dalgaya doğru gelmeden önce burada bir virgül koyalım isterseniz… Ve “Neden Cumhuriyet Gazetesi kontrol altına alınmaya çalışılıyor?” sorusunun cevabını arayalım isterseniz…
  • Sevgili dostlar bir ülkenin medyası içerisinde “ÇOK SATAN GAZETE” olmak ayrı bir şey, “REFERANS” yayını olmak ayrı birşeydir.Çok satan, çok yüksek tirajlı bir gazete olmayabilirsiniz ancak haberlerinizin,köşe yazarlarınızın etkisi,nüfuz alanı ve gündem belirleme gücü yüksekse siz “REFERANS” gazete olursunuz ve bu “ÇOK SATAN” gazete olmaktan çok ama çok daha büyük bir güç kazandırır o yayın organına…

Zira gündemi “ÇOK SATAN GAZETELER” değil “REFERANS” gazeteler belirler…

  • Bunun en çarpıcı örneği yıllarca ülkenin en çok satan gazetesi POSTA, en yüksek tirajlı gazetesi ZAMAN olmasına rağmen Türkiye’de uzun yıllar boyu gündemi belirleyen gazetenin,hiç bir zaman “EN ÇOK SATAN GAZETE OLMAMASINA” rağmen Hürriyet Gazetesi olmasıdır…
  • İşte Cumhuriyet Gazetesi tam da bunun için “HEDEF GAZETE” konumundadır ve mutlaka ele geçirilmelidir! Zira Cumhuriyet gazetesi Türkiye’deki Kemalis-ilerici-solcu okur kitlesinin “REFERANS” gazetesidir.Onlar için gündemi 30 BİN TİRAJI da olsa CUMHURİYET belirler…

Cumhuriyet gazetesi “Ele geçirilirse” ülkede kurgulanmak istenen yeni siyasal düzene uygun şekilde “uslu ve liberal sosla boca edilmiş sol siyasetin” seçmeni de yine “libaralleşmiş ve Kemalizm’den,devrimcilikten arındırılmış” Cumhuriyet Gazetesi ile yönlendirilebilecektir…

  • Şimdi tekrar dönelim Cumhuriyet Gazetesine ve virgülü koyduğumuz yere… Evet İlhan Selçuk gazetede kontrolü sağlamıştır, gazete “fabrika ayarlarına” dönerek eski yayın çizgisine oturmuştur oturmasına ancak giderek ciddileşen bir ekonomik darboğaz, Cumhuriyet gazetesinde kendisini her geçen gün daha ağır biçimde hissettirmektedir…
  • İlhan Selçuk bir yandan yayın çizgisinden ve muhalif duruştan taviz vermemenin, bir yandan da gazeteyi ekonomik olarak ayakta tutabilmenin yollarını aramaktadır…
  • Şimdi burada önce size 1992 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nden içeri genç ve hırslı bir avukat olarak adımını atan Akın ATALAY ismini bir köşeye not edelim…Döneceğiz bu isme daha sonra…
  • Sonrasında da ilerleyen kısımları daha net anlamak için Cumhuriyet Gazetesi’nin “TİCARİ YAPILANMASINA” bakalım…
  • Cumhuriyet Gazetesi; CUMHURİYET VAKFI, YENİGÜN HABER AJANSI VE YENİGÜN HOLDİNG olmak üzere 3 ana sac ayağı üzerine kurulmuştu..
  • Cumhuriyet Gazetesi’nin tam ticaret unvanı ise Yenigün Holding AŞ.’ye bağlı “Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık AŞ.” …
  • İlhan Selçuk ekonomik krize başka çare bulamayınca Cumhuriyet Gazetesi ve Yenigün Haber Ajansı’nı çoğunluk kendilerinde kalacak şekilde halka arz etmeye karar veriyor… Yeni Gün Holding ve Yeni Gün Haber Ajansı halka arz ediliyor… Ve işler bundan sonra karışıyor…
  • Zira “BÜYÜK SERMAYE” olaya “EL ATIYOR”… Aydın Doğan’dan, Mehmet Emin Karamehmet’e, Gürbüz Çapan’dan,İnan Kıraç’a kadar büyük sermayenin pek çok “BARONU” YENİGÜN HOLDİNG A.Ş’nin 186 ORTAĞI OLUYORLAR.
  • YENİGÜN HOLDİNG A.Ş’ye ortak olan bu “BARONLAR” aynı zamanda YENİGÜN HABER AJANSI’na da ortak olmuş oluyorlar… Nasıl mı? Zira YENİGÜN HABER AJANSI’nın 19 ortağı mevcut. Ve bu 19 ortaktan birisi de 186 “BARONUN” ortak olduğu YENİGÜN HOLDİNG A.Ş!
  • Bu yaşananlar ise AKP’nin iktidara gelişinin hemen ertesinde,2002 sonu,2003 başında yaşanıyor… En önemli muhalif yayın organı önce ekonomik krize düşürülüyor,sonrasında ise hisselerine iktidara “GÖBEKTEN BAĞLI” büyük sarmaye baronları “ORTAK EDİLİYOR”…

Bu arada Cumhuriyet’e ortak olanlar arasında Turgay Ciner, Ali Haydar Veziroğlu gibi isimler de var, eklemiş olalım…

  • Ancak İlhan Selçuk ortak ettiği bu “BARONLARA” büyük oranda “C” TİPİ KİŞİSEL hisseleri satıyor, vakfa zaten dokundurulmadığı için Cumhuriyet Gazetesi’nin YÖNETİM VE YAYIN POLİTİKASINA “BARONLARIN MÜDAHALESİNİN” ÖNÜ KESİLİYOR…
  • Bu arada Cumhuriyet Vakfı’nda az önce ismini not alın dediğimiz genç ve hırslı avukat Akın Atalay’ın hızlı yükselişi önlenemiyor… Hızlı bir “2.CUMHURİYETÇİ” olan Atalay “YENİLİKÇİLİK” adı altında gazetenin Kemalist çizgiyi terk etmesi gerektiğini dile getiriyor toplantılarda.
  • Ve Cumhuriyet yıllar önce İlhan Selçuk-Hasan Cemal ikilisinin karşı karşıya gelme nedenlerinin hemen hemen aynı nedenlerle bu kez özellikle Mustafa Balbay önderliğindeki Kemalist kanat ile Akın Atalay önderliğindeki “Liberal/2.CUMHURİYETÇİ” kanadın çarpışmasına sahne oluyor…
  • Ancak Cumhuriyette yaşanacak bu “2. BÜYÜK LİBERAL/SAĞCI SALDIRI” bu kez işgal ile neticelenecek ve çok ciddi sonuçları ve bir “DİRENİŞİ” de beraberinde getirecektir…
  • Cumhuriyet Vakfı üzerinde Akın Atalay isminin ağırlığı her geçen gün biraz daha artarken 2004 itibariyle taraflar kılıçlarını çekmiş ve “CUMHURİYET SAVAŞI’NA”başlamak için saflarını belirlemiştir…. Cumhuriyet Gazetesi’nin “EN UZUN 15 YILI” işte böyle başlayacaktır…

Evet dostlar İŞGAL, DİRENİŞ, KURTULUŞ:”CUMHURİYET GAZETESİ”flood serimizin ilk bölümünün burada sonuna geliyoruz.Yarın serimizin 2. bölümü ile sizlerle birlikte olacağız… Ve klasikleştiği gibi bitirelim floodumuzu”Takdirleriniz beğenilere,beğenileriniz RT’lere yolculuk etsin”.

Bu Konu, Celal Eren Çelik @yazparov Kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan, bir Twitter hesabının, paylaşımlarından derlenerek oluşturulmuştur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mutlaka Oku! #Bilgiseli & #Flood © 2017 | Gizlilik Politikası | Tanıtım Yazıları | Pdf Kitap İndir | Yorum |