Kategori: Hikaye

Asla Susma! (‘Bu gün garip bir suskunluk var!’)

Şu bizim ‘gavur’ İzmir’de hemen her ölenin ardından cenazenin çıktığı evde kadınlar toplanır, başlarını örter 7 gece Tebareke okur. Küçükken bunu çok ama çok anlamsız bulur, ‘O sizi duyamaz ki,o artık bir ölü!’ diye düşünür,hatta biraz da komik bulurdum. Ta ki dedem ölene dek.. Henüz 11 yaşımdaydım. Anneannem Dünya’da en sevdiğim kadın,dedem de en sevdiğim […]

Şizofren miyim? (‘Etrafımda bir sürü şizofreni hastası!’)

#flood Adamın biri anlatıyordu: -Olay birkaç yıl öncesine dayanıyor. Annem yeni vefat etmişti. Annemin hatıralarıyla dolu ev beni ziyadesiyle hüzünlendirdiği için başka bir evi kiralayıp oraya taşındım. Şansıma yan dairede de bir bayan ve ismimi taşıyan bir oğlu vardı. İşin ilginç yanı çocuğuyla adaştık. Annesinin sesini rahatça işitebiliyordum. Annesi ona hep seslenirdi. Ses tonundan sanki […]

Bir Bire Eşit midir? (‘Bir Bire Eşit Değildir!’)

Öğretmenin biri tahtaya çıkıp 1=1 diye yazar. Öğrencilerden biri kalkar ve: -Hocam izninizle! Bir bire eşit değildir. Cevap karşısında canı sıkılan hoca: – Gel o zaman tahtaya. İddianı ispatla! İspatlamazsan seni müdüre disipline götüreceğim! Öğrenci titrek bakışlarla tahtaya çıkar. -Hocam ben 8 yaşındayım. Ali de 8 yaşında. Alinin babası her akşam onunla oynarken benim babam her […]

Mustafa Kemal İzmire Geliyor! (‘Köpeğe havlama, haine kahpelik yapma denmez’)

Sağlığında dedemle çok sohbet ederdik. Son derece beyefendi bir insandı. Ölünceye dek ağzından tek kötü kelime duyan olmamıştı. Öyle ki; fırına ekmek almaya giderken bile tıraş olup kravatını takar, titizliği ile anneanneme adeta fenalıklar getirirdi. Dün onunla rüyamda konuştum!.. Önce biraz Atatürk’ten söz ettik..O’nu İzmir’e geldiğinde bir iki kez görmüştü. Nasıl görmesin?O,Yunan’la işbirliği yapanların,geceleri dağdan […]

İskandinav Mitolojisi; Ragnarök (‘Kıyamet Nasıl Kopacak!’)

– RAGNARÖK – Heimdal; tüm tanrılar uykudayken o ayakta olacak. Ve şahit olacak kaçılmaz kaderin vuku buluşuna. Ne var ki bunu engelleyecek güce sahip olamayacak. Sadece şahit olacak… O son savaşın habercisi olarak “Kış gelecek!” Olağan kışlardan bambaşka bir kış. Bir daha gitmemecesine gelen bir kış. Sonunda bahardan yoksun bir kış. Isınmayacak havalar. İnsanlar içinde […]

Şarapçı Ayhan (‘Mahalle Hikayeleri; Bizler iki çağ arasına sıkışmış bir nesiliz’)

80’li yıllarda doğan nesilin diğer nesillerden çok daha bedbaht dönemlerden geçtiğini hepimiz çok iyi biliyoruz, herşeyin değişimine dönüşümüne biz denk geldik. Bizler iki çağ arasına sıkışmış bir nesiliz. Teknolojiden öncesini de gördük sonrasını da görüyoruz. Toplumsal konularda da birçok şeye şahit olduk. Mesela biz 10’lu yaşlarımıza geldiğimizde halen sokaklarda çeteler vardı, bunların işlediği olaylara da […]

Mahallemize Bir Pezevenk Geldi! (‘Herkesin elinde sapan!’)

Editörün notu; Hikayede bazı takipçilerimiz için rahatsız edici olabilecek erotik bölümler içerir! Birgün okula gittim sınıfa girdim, öğretmen gelmemiş, beslenme teneffüsüne kadar bekledik gelen giden  kimse yok, üç dört saat okulda takıldım, sonra eve geldim, önlüğü çıkartıp salona atıp sokağa çıktım oynuyorum, o zaman da sapan muhabbeti dönüyor mahallede. Herkesin elinde sapan sağdan soldan çakmak taş […]

Ebru; (‘Hikaye – Muhasebeci kızların dedikodusunu yapıyoruz’)

Editörün notu; Hikayede bazı takipçilerimiz için rahatsız edici olabilecek erotik bölümler içerir! Annem; ‘seni seneye dersaneye yazacak para yok, okuldan sonraları bir iş bul paranı biriktir yoksa rezil olursun.’ deyince bir kaç günlük arama sonrası ofis boyluk gibi bir iş buldum. Yüksek bir binanın en üst katında, 20 çalışanlı bir yer, ben de sağa sola […]

Halıcı Halil’in Kızları; (‘Mahallede dedikodular kuru gürültü gırla!’)

Yazın son aylarına giriyoruz kafalarımız papaz olmuş mahallede yaşlı bir halo hayrına arsaya bir kürsü koyar okul öncesi bütün çocukları traş ederdi, hani şu eski manuel makineler var ya ha işte onunla. Cam gibi yapardı kafalarımızı. T-sort’lerimizin içi kıl dolar gıdıklanırdık. Bu halo çocukları traş etmezden önce sıraya koyardı, sona kalanın vay haline, makine yağı […]

Buralarda hiç palyaço gördün mü? (‘Kafam balon olana kadar içiyorum; Eren’)

Midem bulanıyor, sürekli kusuyorum, tek öğünle yaşıyorum, bizim Dersimli büfeciye 3,5₺’ye güzel bir şarap gelmiş, öğlen saat 1 oldumu yanına soğanlı acuka meze yapıp kafam balon olana kadar içiyorum. Sonra o kafa ile Avcılarda sokak sokak geziyorum. Kırkbeş kiloya kadar zayıfladım, okula da gitmiyorum, çay ocaklarında takılıyorum, hayvan gibi sakal bıyık bırakmışım, ara sıra Avcılar […]

Orospu Theodora’nın Ruhu; (‘İyice Tırsıyorum!’)

Üniversite birinci sınıftayım, çok arkadaşım yok, Sultanahmet’de öylece geziyorum, dikili taş’ın önünde otururken, baktım bir rehber grupla beraber taş’a doğru geliyor, kabalık değiller, neyse ben istifimi bozmadım, rehber taş’ın hikayesini anlatıyor falan çok dikkatimi çekti. Obelisk, Firavunun yaptırması, İstanbula rayla getirilmesi felan konu dikkatimi çekti, ben de birkaç birşey biliyorum ama eften püften, neyse, rehber […]

Yenibosna Minibüsünde bir Kontes; (‘Dedikodu bütün minibüsü sarmıştı!’)

Sabah, 418 Yenibosna otobüsüne bindim bi baktım içerde son ses Ravel’in Bolero’su çalıyor. Şaşırdım. Neyse oturdum bir yere. Korsesini epeyce sıkmış, topuz saçları orange yapmış üstüne de uzun etek giymiş bir kız bindi. Bana uzatmam için XIV. Louis dönemi bozukluklarından verdi. Verirken bir öğrenci mösyö dedi, sonra hemen önümdeki kadınlar çoktan dedikoduya tutuşmuşlardı bile, Kont […]

Ekim Devriminde, Moskova’da bulunan dedem Garo Goryoteviç’in Yaşadıkları!

Ekim Devriminin 101. yılı münasebetiyle size, devrim sabahı tesadüfen Moskova’da bulunan dedem Garo Goryoteviç’in başından geçen hikayeyi ve orada bulunma şansına nasıl eriştiğini anlatmak isterim. Büyük büyük dedem Osmanlının Şam Valisinin konağında Baş Aşçılık yaparken bir misafir yapılan yemekleri çok leziz bulur ve dedemle tanışmak ister. Sohbet muhabbet derken dedemi çok sever ve onu İstanbula […]

Garip toprakların kimsesiz balicisi; Kuşçu Kadir

Yeni dökülmüş asfalt kokusunu sevmeyen var mı acaba ya da bol dumanlı sinek ilacı arabası peşinden koşmayı, ben çok koştum o kamyonetlerin arkasında, yeni dökülmüş asfaltta çok kirlettim üstümü başımı. Eskiden vızır vızır arabalar yoktu sokaklarda, çocuklar vardı, iş gücü olmayan kadınlar, at arabaları, elinde karpuzla eve dönen babalar, köşe başlarında züppeler, cam kenarlarında gelinlik […]

‘İpten Adam Alan Avukat’ Sözünün Hikayesi!

Avukatlar arasında efsane bir deyim vardır ; “İPTEN ADAM ALAN AVUKAT” diye. Peki bu efsane olmuş deyim nerden gelmektedir ? Bir tarihte varlıklı bir İngiliz, ağır bir suç işlemiş ve o suçun cezası idammış. Adam hemen İngiltere’nin en şöhretli avukatını tutmuş. Avukat demiş ki: -Merak etme, ben seni kurtarırım. Mahkeme başlamış, avukat savunmasını yapmış ve […]