Asla Susma! (‘Bu gün garip bir suskunluk var!’)

Şu bizim ‘gavur’ İzmir’de hemen her ölenin ardından cenazenin çıktığı evde kadınlar toplanır, başlarını örter 7 gece Tebareke okur. Küçükken bunu çok ama çok anlamsız bulur, ‘O sizi duyamaz ki,o artık bir ölü!’ diye düşünür,hatta biraz da komik bulurdum. Ta ki dedem ölene dek..

  • Henüz 11 yaşımdaydım. Anneannem Dünya’da en sevdiğim kadın,dedem de en sevdiğim adamdı.Yoksul değildik,ama zengin de değildik. Dedemin emekli maaşı bir yere kadar yeter,hemen ardından anneannem önceden hazırladığı tarhanası,yufkası,salçası ile can simidi gibi devreye girerdi..
  • Kafası estikçe haftada 1-2 yumurta veren tavuğumuz (ismi küçük orospu) bile öyle zamanlarda her gün yumurtlardı. Mutluyduk… Filtresiz ‘Birinci’ sigarası içerdi dedem,astımı vardı,69 yaşındaydı,hastaydı ve bir gün fenalaştı. Göğüs kafesi her zamankinden daha hızla şişip iniyordu.
  • Anneannemin ahiretliği,50 yıllık dostu,mahallemizin ebesi,hemşiresi,iğnecisi, arabulucusu,hakimi,avukatı her şeyi olan Selanik göçmeni Zekiye Teyze de koşup bizim eve gelmişti..Neden o kadar telaşlandıklarını anlayamamıştım. Bana göre dedem birazdan kalkıp bir sigara yakacaktı!..
  • Göğsünün inip kalkışları yavaşladı,durdu. Ayak başparmaklarını ve çenesini bir iple bağladılar,beyaz bir çarşafla yüzünü örtüp,üzerine dedemin bana ”Bu çok iyi bıçak,sakın taşa sürtme” dediği bıçağı koydular. Anneannemin yüzü kireç gibiydi.Tek cümle kuruyordu: Cemalim nereye?..
  • Akşamdı..Uzaktaki akrabalar ve komşularla evimiz hiç alışmadığım kadar kalabalıklaşmıştı.Dedem benim doğduğum odada yerde yatarken,ben onun öldüğü yatakta oturuyordum.Yüzüne çekilen beyaz çarşafa bakarak ilk kez ölümü anlamlandırmaya çalışıyordum. Saçmaydı,ölmemesi gerekiyordu?..
  • Ertesi gün öğle namazından sonra gömüleceği konuşuluyordu. Dedemin öldüğü yatağa biraz uzandığımı hatırlıyorum,uyuyakalmışım.Sabaha karşı uyandım,yanımda yatan yüzü örtülü dedem ve ben sanki yapayalnızdık.Odadan salona doğru baktım,herkes oturduğu yerde uyumuştu.Onlar da mı öldü?
  • Korkmaya başladığım anda anneannem gözünü açtı,yanına gittim,bana sarıldı ve ilk defa ağladı,ağladık..Hiç konuşmadık. Birkaç dakika içinde herkes teker teker uyandı ve yine konuşmalar başladı, rahatladım..
  • Cenazesi gömülürken ilk toprağı bana attırdılar.. Çok sonra öğrendim ki bu onun öldüğünü kabul etmem için yapılırmış. İnsan sevdiğini gömmeden öldüğüne inanmazmış. Ne kadar akıllıca bir davranış olduğunu anlayalı henüz çok olmadı ama ben ölünce ilk toprağı atanın oğlum olması gerektiğini artık iyi biliyorum..
  • Mezarlıktan eve dönüldü,helvalar,yemekler. komşuların biri gidiyor diğeri geliyordu. Bir an bile ne beni ne de anneannemi yalnız bırakmıyorlardı. Evet yaşananlar ve yapılanlar belki de bir ritüeldi, belki de bazıları o an bana çok saçma gelen hareketlerdi. Ama çok geçmeden bunların neden yapıldığını anlıyorsunuz, anlatacağım.
  • Akşam hava karardığında kadınlar başlarını örtmeye başladılar,bir hoca geldi. Bir yandan annem ve teyzem arkadaşları ile şerbet hazırlıyorlardı. Bardak sesleri olmasa o kalabalığa rağmen hiçbir ses yoktu..Herkes bulduğu yere oturmuş, kimileri ile ayaktaydı. Hoca okumaya başladı..
  • Zaten gündüz okunan selanın sonunda tanımadığım bir adam minareden dedemin adını söylediğinde kıskanmıştım, şimdi de bir hoca dedemin adını söylemiş ve güzel sesi ile onun hakkında konuşuyordu..
  • Tam bir müzik dinleyeyim veya sevdiğim çizgi film başladığında sanki bana inat yapar gibi evimize yakın yerdeki camiden okunmaya başlayan ezanlar,selalar,dualar kendi dedem için okunduğunda içi nasıl bu kadar anlamla,acıyla ve saygıyla dolabilmişti? O günden sonra bir daha asla ama asla,ne bir acı yaşayan insanla,ne de onu anma biçimine kızmadım alay etmedim..
  • Bu 7 gece böylece sürdü.. Evimiz hep kalabalıktı. Gelen giden hiç bitmiyordu,biz de oturup neler olduğunu düşünemiyor,yorulup uyuyorduk. 8. gün.. Günlerden Salı. Herkes gitmişti. TV açtım. Dedemle birlikte izlediğimiz ‘Tekerlekler’ diye bir yabancı dizi oynuyordu. Hemen kapattım!
  • İşte o an.. Evde sadece anneannem ve ben kaldığımızda 7 gündür yapılan ritüellerin ve çoğu zaman rahatsızlık duyduğum kalabalığın ne anlama geldiğini çok iyi anladım.. *** Şimdi bu gerçek yaşanmışlığı neden anlattığıma gelirsek.. 10 gündür bir süreç içerisindeyiz,seçim süreci..

Hepimizi heyecanlandıran açıklamalar, beklentiler, bazen üzen bazen sevindiren beyanatları izledik,dinledik. Bu gün garip bir suskunluk var. Sanki ölü evi gibi hareketine 10 gündür alıştığımız mecra. Bana bu satırları yazdıran da o günlerden kalma tecrübem. Ve diyor ki;sakın susma!

Foto; ‘Esaretin Bedeli ‘ Filminden…

Kaynak; Twitter, The Pianist @H_Yerlikaya35

Sen, Bu konuda ne düşünüyorsun?

avatar